30 Mart 2016 Çarşamba

Prenses Songül



Köyde ya da eski tarz bir mahallede yaşayanlar anlatacağım konuya otomatikmen haizler. Hani mahallenin delileri olur. Saf insanlardır bunlar. Sırf şaka için kızdırılırlar; tiki varsa tikiyle oyananır vs gibi türlü sululuklar yapılır. İnsanlar uğraşır da durur onlarla. Kendilerine has gizemli bir dünyaları, saflıkları ve tutkuları vardır bu güzel insanların. Bir şeye sarılır sürekli o işi yaparlar ekseri. Bu insanların özgüvenleriyle ilgili sorunları yoktur. Ama etrafındakilerin insanlıklarıyla ilgili problemleri vardır orası ayrı.

Günümüz medyası eline birtakım saflar/deliler geçirip aynı pervasızlığı sergileyip bişeyler elde ediyolar. O büyülü kelimeyi burada anmama ne hacet?

Hikayesini tam bilmiyorum ama Songül bunlardan birtanesi. Yukardaki kategoriye girip girmediğinden emin ediğilim ama o muameleyle kendisine yaklaşıldığından eminim. Keza ona Prenses Songül diyorlar geleneksel ve sosyal medyada.

Songül, katıldığı evlilik programında  şarkılar söylüyor. Bunu iyi yaptığına inanıyor. Lakin kötü olduğunu kabul etmiyor. İş arkadaşları ona harika olduğunu söylüyormuş. Malesef etrafındakiler onunla eğleniyor. Başkalarının  eğlenmesi için de çanak tutuyor. Meğer kadıncağız şarkı söylemeyi çok seviyor. Böylelikle hastalığını yenmiş. Kıyıda kenarda azcık parası varmış. Müziğe yatırım yapmak istiyormuş. Parasını yemek isteyen bir iki edebsiz çıkmış "sana albüm yaparım" vaatleri vermiş ona. Ulan dünya bu kadar adi mi? Napıcaksın sen o kadının parasını? Songül'ün parasını yemek isteyen adam kadar program yapımcısı, program sunucusu, yayınlanan kanal ve onunla dalga geçen kimler varsa suçludur. 

Bir sanata tutunmak güzeldir. Sanat yaraları sarar. Eğer Songül Ajdar gibi bir ego ya da bir "vaka" değil de gerçekten saf ise onunla dalga geçmek bize vebaldir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder